Güzel SözlerPaylaşımı

ARET VARTANYAN SÖZLERİPaylaşımı

En güzelAret Vartanyan Sözleri sözleri

229 Kaybetmekten mi korkuyorsun; kaybet. Düşmekten mi korkuyorsun; düş. Yaralanmaktan mı korkuyorsun; yaralan. Sonra iyileş. Yeniden kalk. Yeniden başla.Yeniden sev. Yeniden âşık ol. Bir daha mı düştün? Bir daha kalk. Er ya da geç, beklediğin gelecek. Er ya da geç aradığın seni bulacak. Ama sen bir kez yıldın mı, korktun mu, maskeni yüzüne geçirip kalkanlarını kuşandın mı, o zaman bitecek. Beklediğin her ne ise asla gelmeyecek. 167 Her koşulda mutlu olmayı seçebilirsin. Mutluluk bir şeylere bağlayacağın bir duygu hali değil. Tatmin ile mutluluğu karıştırıyoruz. Tatmin olmayı mutluluk sanıyoruz. Yakaladığımız anda beklediğimiz her şeyin tatmin duygusu doğal olarak kaybolur. Kaybolan mutlu olma halin değil. Yalnızlık da korkulacak, kaçılacak bir şey değil. Yalnızsın ve yalnız öleceksin. Kabul et. Kabulleneceğin her sorun’un, her soru’nun üstesinden gelebilirsin. Varlığını kabul etmediğin bir şeyi nasıl çözebilirsin. 166 Sevmediğin, istemediğin, sabahları uyanmaktan mutlu olmadığın bir insanla beraber olmak kendine tecavüzdür. Kendini böyle hisseden bir insanı ilişkide kalmaya zorlamak da karşındakine tecavüz olur. 166 Kendi kulvarımda yürürken, yandaki kulvarlarla kendimi kıyaslamaktan vazgeçtiğimde ne komşunun tavuğu bana kaz gözükür ne de komşunun tavuğunun kaza dönüşmesinden rahatsızlık duyarım. 161 İnsanoğlu neyin eksikliğini yaşıyorsa onu abartıyor ısrarla. 155 Bazen kendini anlatabilmekte çaresiz kalırsın. Beklentini karşındakinin görmesini beklersin. Aslında, tüm bedeninle ruhunla anlatmak istediğini anlatmana, hatta mecbur kalıp cümlelere dökmene rağmen karşındaki duvar gibi kalır. Çaresiz içine dönersin. Belki biraz yaralı, belki biraz küskün. Sonra vazgeçersin anlatmaya çalışmaktan. Sadece şunu unutma. Her duvardan sonra yeni bir duvar yok. Vazgeçme, çırpınma. Anlayan anlar, anlayan er ya da geç karşına çıkar. 137 Yürüdüğün yollar hep aynı yere çıkıyorsa, Yeni bir yol bulmak için gitme zamanı. 134 Sessizliğim kabullenişim değil, vazgeçişimdir. 131 Hiçbirimiz aptal değiliz, hiçbirimiz saf değiliz. Sadece bazen susuyoruz, bazen görmezden geliyoruz, bazen içimizde eziyoruz. Belki kırmamak, belki kaybetmemek, belki de başka önerimiz olmadığı için. Kırıp dökenlerin, umursamadan ezip geçenlerin ya da sessizliğimize kananların unuttuğu bir şey var. Her insan bir yere kadar eğilebilir, dayanabilir, susabilir. Kaçarken duvarla karşılaşan kedi bile, en son noktada döner, şişinir ve tırnaklarını çıkarır, belki de ilk kez cesaretle saldırır. O yüzden kimse kendini kurnaz sanmasın, kimse kimse kimseyi zavallı ya da çaresiz görmesin, cepte bilmesin. Gerçek bir ahmaklıktır bu. Her şeyden önce ne Allah, ne evren gözden kaçırmaz. Hiçbir şey hiç kimsenin yanında kar kalmaz. Eken, en sonunda ektiğini biçer. Kısa günün karları, garibin sırtından kazanılan ya da aldatılan sevgili. Er ya da geç olması gereken olur ve ilahi adalet, kusursuz düzen yerini bulur. 125 Ya gerçekten yaşa ya da sadece nefes alarak yaşıyormuş gibi yaptığını kabul et. 124 Emile Zola’nın Meyhane romanında dediği gibi, insanın alışamayacağı hiçbir şey yok. Alışıyoruz, ama çok şey kaybediyoruz. Kendimiz, kendimizi böyle tüketiyoruz 123 Ne kendini kıyaslamak ne de bir şey ispatlamak zorunda değilsin. Sen, sen gibi çok güzelsin.Birisinin seni paran, sahip oldukların için sevmesine kanacak kadar çaresiz misin? Seni gerçekten sevenlerin senden başka kriteri olmaz. Yatağa huzurla girip, coşkuyla uyanamıyorsam sahip olduğum hiçbir şeyin değeri yok. 119 Nefes almak yaşamak demek değildir! 111 Duygularını tutma, duygularını saklama. Paylaş. Muhatabınla doğrudan ve olduğu gibi. İmalarla değil, net olarak sanki bir çocuğa anlatır gibi ifade et. 107 Ne bugün kazananlar ebediyete kadar kalacaklar, ne de kaybedenler. Her şey gelip geçici. Yeter ki yüreğinde kaybetme, yeter ki zihninde kabullenme sürekli kaybeden olacağını 105 Er ya da geç iyilik kazanır. Er ya da geç temiz yürekler huzura kavuşur. Er ya da geç adalet yerini bulur. İyisi mi neysen ‘O’ ol. Sana yalan söyleyene,iftira edene kızma. Yalan da iftira da döner dolaşır sahibini bulur. İlahi adalet şaşmaz. 96 Bazen çok çalışkan oluyorsun, bazen tembel, bazen çok titiz, çok entelektüel. Kişiliğin sürekli oradan oraya geçiyor. Bunun sonu yok ki! İstikrarsızlığın sebebi büyük arayış! Yalnız kalıp düşündüğünde cevapları buluyorsun ama gel gör ki hayata geçirirken bir bakıyorsun çuvallamışsın. Çünkü sen yalnız yaşıyorsun. Bir toplumun minicik bir hücresi'sin. 96 Yaşadıklarımızdan değil, yaşayamadıklarımızdan pişman oluyoruz. Yarını garanti sanıp erteliyoruz, yapmak istediklerimizi içimizde saklıyoruz; sonra bakıyoruz geç kalmışız. Elbette ki yanlış kararlarım olacak, elbette ki duvara çarpacağım. Ama inan bana, kendin olarak, yüreğinle yaşadıklarında ödeyeceğin hiçbir bedel, bastırdıklarınla, içinde tuttuklarınla yaşadığın başka hayatlardaki bedellerden daha ağır olmayacak. Yarın değil, şimdi. 96 Kaybetmek korkusu öyle bir sarıyor ki bizi, kaybetmemek için çırpınıyoruz. Bundandır konuşmak isterken susmamız, kendimizi eksilte, eksilte fazlasını vermemiz, bir kadının kocası için saçını süpürge etmesi gibi. İyi çocuk olmak olur derdimiz; kimse bırakmasın, terk etmesin bizi. Sanırız ki biz verdikçe, daha çok sevecek, daha çok anlayacaklar bizi. Bazen gördüğümüz halde görmemezlikten geliriz birçok şeyi. Sanırlar ki, kandırıldık, uyuduk, fark etmedik. Oysa sen yüreğine taş basarak gözlerini başka yana çevirmişsindir. Bil ki, gerçekten senin olan hiçbir şey seni bırakmaz. Yeter ki sen kendini terk etme, ne pahasına olursa olsun. 93 Bırak anlamasınlar seni, bırak alamasınlar verdiğini; bırak hoyratlıklarına, yoksunluklarına yenik düşsünler. Aşktan kopanların yarattığı dünyayı görüyoruz. Aşktan kaçanların haline aşk bile şaşkınlıkla bakıyor ama sabırla bekliyor. Bir gün benliğine karışacakları günün gelmesini. En azından son nefeste hatırlayacaklar aşkı. 92 Korkarak ürkek yaşıyor sonra da bunun için kendimize çok ama çok kızıyoruz. Çünkü, o korkak, o başarısız, o aciz sergilediğimiz kişilik her neyse o olmadığımızı, ondan fazlası olduğumuzu biliyoruz. 90 Kendini sürekli anlatmak zorunda hissetmek zor. Anlatmaktan vazgeçip içine kapanmak daha da zor. Her ikisini de yaşıyoruz. Yavaş yavaş özgüvenimiz törpüleniyor, kendimizden vazgeçiş başlıyor, dönem, dönem hırs basıyor, yeni hedefler konuyor, koşuluyor yolda vazgeçiliyor. Bazen de hedefe ulaştığında asıl sorunun devam ettiğini görüyorsun. Hedef sadece seni oyalamış oluyor. Katlanma kat sayını artırıyor. 90 Temel açlığımız: Sevgi. Aşkla sevgi arasındaki fark: Bir çiçeğe bakarsın, onu hayranlıkla izlersin, çiçek açar, büyür, gelişir, ölmeye başlar, ölür, yeniden doğar. Sen onu hayranlıkla izlemeye devam edersin. Kokusunu içine çekersin. Buna aşk diyelim. Çiçeğin suyunu verirsin yapraklarını budarsın vitaminlerini koyarsın, ona şarkılar dinletirsin, daha fazla çiçek açmasını beklersin, sana daha fazlasını sunmasını istersin. Bu da sevgidir. Sevgi emek ister, sevgi özen ister. 89 Oysa ne kadar çok yaşamımızı dışarıya bağlıyoruz. İnsanları değiştirmeye çalışıyor, her şeyin bizim istediğimiz gibi olmasını istiyoruz. Her insanın da bizim gibi arayışları, korkuları, hayalleri, gelgitleri olduğunu görmezden geliyoruz. 87 Bana sakın aşk yok deme. Aşk insana fazla gelir, birleşince aşk uçar gider, tükenendir de deme.Aşksız yaşanmaz, aşk her şeydir bilirim. Aşk olmadan aldığın soluk yavan, sıradan. Belki de sadece aşka aşık bir garip olurum kim bilir Ne önemi var? Senin mantık, akıl dolu ilişkinde ben yokum. Ben fırtınaların, dalgaların, rüzgarların arasında aşkla savrulmayı seçenim. Anlamıyorsun. Benim aradığım mutlu, mesut olmak değil aşkı yaşamak. Yitip gitsem de amansız ateşinde çok daha iyi gelir sığ denizlerde yaşamaktan. Mutlu aşk yokmuş umurumda mı sanıyorsun. Aşkın ritmi, titreşimi, soluğumu kesen enerjisi. Karşılıksız kaldığında aşk, aşk olmaz mı sanıyorsun? Ben aşka, olduğu gibi aşığım. Her şey olana, her şeyiyle aşığım. 86 İçinde olan ne ise onu bulacaksın. Kendine biçtiğin değer neyse dışarıda sana verilen de o olacak. Kendini nasıl kodladıysan, çevrende onları bulacaksın. Sen değişmedikçe hiçbir şey değişmeyecek. Bütün bu kodları önce aile, sonra eğitim, çevre hepsi oluşturdu. Şimdi nereye gidiyorsun? Eğer para kazanmak zor diyorsan hep zor olacak. Daha iyi bir işim olamaz diyorsan olmayacak. Eksiklerini düşünmeyi bırak. Artılarına odaklan. Mutlaka seni farklı, özel kılan bir şeyler var. Ona odaklan. Neyi verirsen onu alacak, neyi odaklanırsan o senin olacak. Ve yaşamda he zaman hayal kırıklıkları olacak, seni anlamayanlar olacak. Sen vazgeçmedikçe, içinde olan senin gerçeğin olacak. İnan bana. 84 Kopmak, gitmek, dönmemek. Her şeyi silip, yerle bir etmek, köprüleri yakıp, geçmişimde nefes alan tüm 'ben' leri tuzla buz etmek. Sonra duruyorum. Zaten her soluğum yeni bir ben. Geçmişim yok. Yarınım yok. Kendi gölgelerimin gölgesinde nefes almak işkence. Yaşamının Güneş'iyken, mum olmak nedendir? Soluk almaktan yoruluyorum. Toplarınızla, tüfeklerinizle, bol sıfırlı kağıttan mabetlerinizle, süslü oyuncaklarınızla yarattığınız dünya, benim dünyam değil. 82 Namusu hala kılıkta kıyafette yaşam tarzında arayanlar var. Namus zihninde, ruhunda. Kılıfıyla uğraşma ya da zihnindekini örtmeye çalışma. Kısa etek, dekolte görünce baştan çıkıyorsa biri bunun kaynağı kıyafet değil bakanın açlığı. Kaldı ki ne görse adam aynı. Kişi karşısındakini kendinden biliyor işte. Kendi kızı eve geç gelince kıyameti koparan nice babanın kendi kızından küçüklerle nasıl birlikte olduğuna, kız kardeşine laf atanı pataklayan abinin nasıl başkalarının kız kardeşine laf attığına defalarca tanık oldum. Bunun adı iki yüzlülüktür. Evdeki kadın sokaktaki kadın, eğlenilecek kadın evlenilecek kadın diyenlerin iki yüzlülüğü gibi. Namus zihinde. Namus sadece cinsellik değil. Namus yürekte. 81 Bugün yenilebilir, istediğimi elde edemeyebilirim. Hatta bu yüzden ağır yaralar da almış olabilirim. O zaman köşeme çekilmem, gerekirse dibe inmem gerekir. Yaralarımı sarmak, hatalarımı anlamak ve yeniden daha güçlü başlayıncaya kadar biraz dinlenmek için.Kaybetmekten korkma. Kaybetmek de kazanmak da geçici. Bazen kazanır, bazen kaybeder, yaşar gideriz. Ne bugün kazananlar ebediyete kadar kalacaklar, ne de kaybedenler. Her şey gelip geçici. Yeter ki yüreğinde kaybetme, yeter ki zihninde kabullenme sürekli kaybeden olacağını.Geçmişte ruhunda açılan yaraların bıraktığı izlerle gurur duy. Çünkü bu izler, yaşadığının, denediğini ve her şeye rağmen denemeye devam ettiğini gösterir. Yarası olmayan bir ruh, yaşamamış bir ruhtur. Sadece otobanda otomobil kullananlar, sadece asfalt yolları bilir. 80 Etiketler seni yanıltır. Etiketlerin arkasında kalan insanı gör. İnsanların gözlerine bak, sözlerine, kartvizitlerine, onlar hakkında söylenenlere değil. Bugün seni en çok yoranı, üzeni sen de başkalarına yapma. Yalana değil, gerçeğe, insana bak. Bazen bir bakış, bazen bir dokunuş. Ben, herkesi koşulsuz kucaklıyorum. Herkes ben, ben herkesim. 77 Ne kadar güçlü olursa olsun, her kadın; ne kadar önemsiz olduğunu ifade ederse etsin yine her kadın; sırtını yaslayabileceği, güvenebileceği onu taşıyabilecek bir erkek ister. Düştüğünde onu kaldıracak, çekip çevirecek, arkasında sapasağlam duracak. Kadın ne kadar aksini söylerse söylesin, annelik yapacağı bir eş istemez. 77 Kim sana başarısız diyebilir ki? Sen inandıklarını yaşarken, hamurunu işlerken, gülümserken, huzurluyken, yüzünde renk varken kim sana başarısız diyebilir ki? Dese de ne olur ki? Başkalarının biçtiği kaftanı giymek için kendinden vazgeçenler arasında olmamaktan daha değerli ne olabilir ki? Bir de üzerine sevebilmeyi ve sevilebilmeyi koyduysan daha ne olsun. 77 Farkında mısın? Zengin, ünlü, başarılı, başarısız, yoksul, güçlü, güzel, yakışıklı, çirkin, zayıf, şişman hepimiz korkuyoruz. Korkunun adı ne olursa olsun korkuyoruz. Ve yine aynı anda yalnızlıktan dem vuruyoruz. Anlaşılmadığımızı, sevilmediğimizi, bir türlü hak ettiklerimizi göremediğimizi düşünüyoruz. O zaman hepimiz yanlış yere bakıyoruz. İçimize bakmak, kendimizi dinlemek yerine onlarca,yüzlerce sıfat, oyuncak yaratıyoruz. Kendimizi bizim dışımızdan yargılıyoruz,anlamaya çalışıyor, kıyaslıyoruz. Herşey olmak isterken, kendimizi ıskalıyoruz. Elimde kalan da kocaman bir boşluk. Ne yaparsam yapayım dinmeyen bir boşluk, bir arayış. Sen kendin için ne düşünüyorsan, ne hissediyor ve ne değer biçiyorsan dışarıda sadece onu bulacaksın. 74 Sen başkalarını sevebildiğin kadar başkalarının sevgisini hissedebilirsin. Çevrendekilerin seni ne kadar sevdiği aslında senin onları ne kadar sevdiğindir. Sevgi karşındakini özgür bırakmaktır. Biz elimizde olsa çivilerle, iplerle sabitleyecek, sadece beni yalnızca beni sev diyeceğiz. 72 Bilirim herkes yalnızdır ama kaçar durur bu gerçeğinden. Günün sonunda iki kişi de girse yatağa, uykuya dalarken yalnızlığınla yüzleşirsin. Ki bu kötü değildir. Bozkır kurdu sever yalnızlığını. Kalabalık, gürültü, zaman öldüren can çekişmeler sıkar canını 70 Yalnızlık düşmanın değil, ihtiyacın olan. Kendinle kalmak, yalnızlığın farkında olmak, içinde bastırdığın duymazdan geldiğin onlarca sesin yüzeye çıkışı. İşte o anlarda anlarsın aslında neyin eksik olduğunu nerelerinin kanadığını. İşte bu anlarda güçlenirsin, büyümeye başlarsın. 70 Hiç kaybetmediğim bir hayat demek, hiç kazanamadığım da bir hayat demektir. Kaybetmekten delice korkmaya başlar, sonra risk almaktan kaçar, sonra da elimizdeki hayatı tek seçeneğimiz sanmaya başlarız. Bizi yıkıp geçen kaybetmek değil, kazanmaktan vazgeçmek oluyor. Kaybetmeyi bilmeyenler, yenilgi tatmayanlar, kazanmanın getirdiklerini bilemez. 70 Seni tanımıyorum. Belki cüzdanın kredi kartlarından geçilmiyor. Belki de son birkaç kuruşun kalmış, onlar da genelde buruşuk olurlar. Belki çok güzelsin, belki de yüzüne bakılamayacak kadar çirkin. Bunları geçelim. Tanımadığım senden istediğim tek şey var: Bu kitabı kitap gibi okuma. Bu harfler sadece sana ulaşmamdaki tek yol oldukları için buradalar. Telefonun bende olsaydı telefondan bunları sana anlatabilirdim. 70 Gecenin karanlığında yarın sabahın garantisi olmadığını biliyorum. Bir yanımda bugünün yorgunluğu, ağırlığı. Diğer yanımda yarının bugünden farksızlığı. Şu an şehrin ışıklarında binlerce yaşam, yanan her ampulün altında farklı hayatlar. Sokaklarda gecenin insanları. Haberlerde değişen bir şey yok. İçimdeki gürültü, gecenin sessizliğine meydan okuyor. Yarın sabah şehrin gürültüsüne karışacağım. Herkes her şey bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Benden bir şeyler istiyor. Mesaj bombardımanının altında sesim kısılıyor, ancak benim duyabildiğim bir çığlığa dönüşüyor. Şimdi sana sarılmak, uyanmayı düşünmeden uykuya dalmaktan başka bir şey için halim yok. 67 En çok sevdiğin insana en az seni seviyorum diyenlerden misin acaba? Annesine, karısına seni seviyorum diyemeyenler ailesi. Nazı en çok geçtiği için çok üzdüğü, en az sevgisini gösterdiği sevdikleri olur bazen insanın. Ben çok geç öğrendim aslında gerçekten seni seven insanların tek istediği şeyin senin sevgini görmek olduğunu. 64 Yıllardır görüşmediğin biriyle karşılaşırsın, öpersin, sarılırsın bir kaç dakika sonra da “hadi görüşürüz” diyerek ayrılırsın. Hatta telefon, adres sormadan da, görüşürüz diyerek ayrılırsın. Herhalde bir gün hepimiz aynı yere gideceğiz diye düşünmenin bir yansıması bu. 62 Mademki ölecektim, hiç değilse bir şey daha keşfedip ölecektim. Güvende ölmenin anlamı neydi ki zaten öleceksem, hiç anlamadım. Asıl sorunumuz içimizdekini yaşayamamak, kendimizi bastırmak. Yaşamımızın özü ulaşacağımız yer değil, oraya giderken nasıl yaşadığımız, nasıl var olacağımız. Aslında kavga ettiğim ‘ben’im, kızdığım ‘ben’im, aradıklarını bulamadığı, yapmak istediklerini yapmadığı için öfke duyduğum ‘ben’im. 61 Özgüvenin azaldığı yerde kibir yükseliyor. İçeride zayıflık arttıkça dışarıda gösteriş çoğalıyor. Sözcüklerle, yürüyüşle, maskelerle güçlü olunmuyor. Kollarını açıp, sonuçlara kilitlenmeden, gülümsemeni silmeden, korkularından eksiklerinde utanmadan, kaçmadan, saklanmadan, senden beklenen değil ‘sen’ olduğunda özgüven ve sadelik ışıklarını saçıyor.